Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK DERS NOTLARI  (Okunma Sayısı 922 defa)
UzMaNpDr
Yönetici
Acemi Üye
*****
Mesaj Sayısı: 87


« : 07 Aralık 2008, 19:53:44 »

PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK DERS NOTLARI

Psikolojik Danışma, kişinin gelişme ve problemlerini çözümleyebilme konularında sistematik yardım gayretleri olarak ortaya çıkmıştır.

Williamson’a (1949) göre psikolojik danışma yetişme durumu. Sahip olduğu beceri ve kendisine tanınan yetki nedeniyle danışman’ın uyum problemlerini karşılamasında, algılamasında, açık seçik görmesinde danışana yardımcı olduğu yüz yüze bir durumdur.

Bu görüş, danışmanı merkeze almakta ve ona bir otorite statüsü kazandırmaktadır. Danışma oturumlarında danışman, telkin ve tavsiyelerde bulunmakta, dolayısıyla danışanı yönlendirmektedir. Böylece danışman önder durumda olan üstün bir kişi konumuna getirilmektedir.
Rogers’a göre psikolojik danışma, terapist ile kuruluan ilişkinin verdiği güven havası içinde ben yapısının yumuşaması, daha önceden inkar edilmiş olan yaşantıların algılanması ve değişen benlik yapısına katılma sürecidir.

Mowrer (1951) ise anışmayı, tamamen bilinçli alanında olan çelişkilerin yarattığı normal kaygılardan rahatsız bir bireye uzman tarafından yapılan yardım olarak tanımlanmaktadır.

Shertzer ve Stone (1974) psikolojik danışmayı, temelde kişinin kendi kendine yetmesini sağlamak için kişide var olan potansiyeli ortaya çıkarmasına yardım edilen yaklaşımdır.

Psikolojik danışma hizmetleri tüm rehberlik hizmetlerinin temelini ve özünü oluşturur ve bireylere doğrudan doğruya psikolojik danışma yapmayı kapsar. Psikolojik danışma hizmetleri uzman personel tarafından profesyonel düzeyde sunulan sözel iletişime dayalı bir psikolojik yardım türüdür. Amaç, bireylerin kendilerini gerçekleştirmelerine yardım etmektir.

Psikolojik danışma bireylere, amaçlarına ulaşmalarında yardımcı olan bir kişiler arası ilişki sürecidir. Danışma sürecinde yardımcı olunabilecek konulardan bazıları şunlardır: Benliği anlamak, bugün ve gelecek hakkında bilgi sahibi olmak, önemli kişisel kararlar almak, başarılabilecek ve büyümeyi hızlandıracak kişisel amaçlar belirlemek, istenilen fakat gerçekleştirilmesi mümkün olan bir gelecek kavramı oluşturmak için planlar yapmak, kişisel ve kişiler arası problemlere etkili çözümler getirmek, etkisiz davranışları daha etkili davranışlara dönüştürmek, çevresel zorluklar ve yaşam şartları ile baş etmek, kaygı, suçluluk, kendini küçük görme, yalnızlık, yabancılaşma, umutsuzluk ve kendine güvensizlik gibi benliği bozan ve olumsuz duygulara yol açan kısımları kontrol altına almak, kişiler arasında etkili ilişki kurma yollarını öğrenmek ve uygulamak, önemli kişisel kararlar verebilmek için karar verme sürecinin temel gereklerini öğrenmek ve bundan yararlanmak, benlik için bir beğeni ve saygı duygusu kazanmak ve kişinin temel ihtiyaçlarının karşılayabileceği konusunda iyimser olmak.
Byrne, danışma sürecinin amaçlarını uzak, ara ve anlık amaçlar olmak üzere üç grupta incelemektedir. Uzak amaçlar yaşamın doğası ve evrensel insan görüşlerinden kaynaklanan felsefi amaçlardır. Ara amaçlar, bir kimsenin neden danışmaya ihtiyaç duyduğu ile ilgilidir.

Anlık amaçlar ise danışma sürecinin her bir anında niyetlenilenlerle ilgilidir. Her danışman’ın tüm danışanlar için kabul ettiği genel bir amaç olmadır. Bu amaç onun değerlerini ve tüm psikolojik görüşlerini içermelidir. Danışanın yeterli düzeyde gelişmesini sağlamak, yapıcı, uyumlu, mutlu ve ruh sağlığı yerinde bir insan olmasını ve bunu devam ettirmesini sağlamak danışma sürecinin temel amaçlarındandır.

Psikolojik danışma bir yardım ilişkisi, bir dizi etkinlikler ve verilen hizmetler bakımından özel bir alan olarak tanımlanabilirken, danışma psikolojisi, uygulamalı psikolojinin en geniş uzmanlık alanı olarak tanımlanabilir. Uygulayıcıları sosyal kurumlarda, okullarda, hastanelerde ve endüstriyel kurumlarda çalışabilmektedir. Psikolojik danışma veya psikoterapi yapabilirler. Problem geliştirme veya eğitim veya toplumu geliştirme etkinliklerine katılabilirler. Diğer psikolojik yardım meslekleri ile örtüşme olsa bile hastalık veya uyumsuzluklardan daha çok kendini gerçekleştirme ve iyi olma durumunu vurgulaması bakımından farklılaşmaktadır. Danışma psikolojisi insanların daha etkili ve doygun olarak yaşamasına yardım etmeyi amaçlayan psikolojinin sunduğu bireyler, tıp ortamlarının dışında bulunan ve ağır sorunu olmayan bireylerdir. Duygular ve düşünme, kişisel, evlilik ve cinsel ilişkiler, iş ve boş zaman etkinlikleri gibi insanların tüm psikolojik işleri ile ilgilidir.
 
Danışma terimi üzerinde herkesçe anlaşmaya varılabilen tek bir tanım görememekteyiz. Ancak genel olarak danışmayı karakterize eden özelliklere bir göz atacak olursak şöyle bir tablo ile karşılaşılmaktadır:
a) Danışma iki kişi arasında cereyan eden sosyal bir öğrenme etkileşimidir.
b) Danışmaya gelenlere verilen ad “Danışan”dır.
c) Psikolojik danışmada daha çok normal kişilerle ilgilenilir. Danışanlar genellikle ağır ruhsal çöküntü göstermezler.
d) Danışma, psikolojik ilişki içinde dinlenme ve konuşmanın yanı sıra testler ve envanterlerle de kullanılır.
f) Olumsuz ve bilinç dışı davranışlardan çok, olumlu ve bilinçli davranışlar üzerinde durulmaktadır.

PSİKOTERAPİ
Psikoterapi sürecinde dinleme en güçlü ve temel araçtır ve pasif bir süreç değil, etkin bir süreçtir. Eşduyum yapabilmek, psikoterapistin kendisini bir an için hastanın yerine koyarak o durumda neler duyabileceğini, düşünebileceğini, nasıl davranabileceğini anlamaya çalışmaktır. Psikoterapide hasta ile ilgilenme taraf tutmama, yargılamama, esnek olabilme son derece önemlidir.
Wolberg (1967) psikoterapiyi, psikolojik anlamda duygusal nitelikli problemlere uzman bir kişinin hasta ile amaçlı bir biçimde geliştirilen profesyonel ilişki içinde mevcut belirtileri yok etme, değiştirme veya düzeltme; bozulmuş olan davranış kalıplarını tedavi etme ve olumlu kişilik gelişmesini sağlama ve destekleme olarak tanımlamıştır.

Tan’a göre psikoterapi eğiticidir, ancak öğrenilmiş yanlış davranışların bozulup bireyin yeniden eğitilmesine yöneliktir. Bireyin belli yönlerine yoğunlaşarak destekleyicidir, kişiliği baştan onarıcıdır. Problemin geçmişine ve köklerine inecek şekilde analitiktir, bireyin duygularını deşer, heyecanlarına ağırlık verir. Bilinçaltını ortaya çıkararak problemin köklerini bulur, problem belki de bireyin çocukluk yıllarına kadar inerek kökleşmiş ve yaygınlaşmış olduğu için bireyde nevrotik bir durum yaratmıştır.
Shertzer ve Stone (1971) psikoterapiyi, bireysel ve grup olarak kişisel problemlerde başvurulan bir iyileştirme yöntemi olarak tanımlamaktadır.

Öztürk (1990) psikoteripiyi, ruhsal yollarla yardım ve iyileştirme olarak tanımlamakta, bütün telkin, ikna ve kişiyi değiştirme yollarının psikoterapi kapsamına girdiğini ileri sürmektedir. Öztürk’e göre psikoterapi, ruhsal bozukluğun iyileşmesi için hasta ile olumlu bir ilişki içinde özel teknikleri kullanan bir yardım hizmetidir.
Shoben (1953) ise psikoteripiyi hastanın heyecansal sıkıntısını hafifletmeyi ve davranışının bazı yönlerini değiştirmeyi amaçlayan ve iki kişinin karşılıklı konuşmasına dayalı, kendine özgü sosyal bir etkileşim olarak tanımlamaktadır.

Lewis de (1970), psikoterapinin yetersizliklerin ve zayıflıkların giderilmesine, danışmanın ise olumlu güçlerin geliştirilmesine odaklandığını ileri sürmektedir. Danışma bireyi şimdiki zamanda olduğu gibi kabullenerek geleceğe yönelik ele almakta, psikoterapi ise bireye kendisini yeniden yapması yetersizliklerini, eksikliklerini azaltma ve ortadan kaldırma anlayışına göre ele ele almaktadır.

SOSYAL HİZMETLER
Sosyal hizmet, kişi ve ailelerin kendi bünye ve çevre şartlarından doğan veya kontrolleri dışında oluşan maddi, manevi ve sosyal yoksunlukların giderilmesini ve ihtiyaçlarının karşılanmasını, sosyal sorunların önlenmesi ve çözümlenmesine yardımcı olunmasını ve hayat standartlarının iyileştirilmesi ve yükseltilmesini amaçlayan sistemli ve programlı hizmetler bütünüdür.
Sosyal hizmet uzmanı ise, kişinin aile ve toplum ilişkilerinde intibakını sağlamak için sağlık, adalet, eğitim kurumları gibi bazı kurumları adına yardım edilen kişi ve çevresi ile ilişkiler kuran, bu amaçla kurumlararası temaslar yaparak kişinin uyumuna yardım eden kişidir.

HEMŞİRELİK
Hemşirelik, bireyin ve insan gruplarının bakımında, sağlığın düzeltilmesi, korunması ve ilerletilmesi çerçevesinde aktüel ve potansiyel sağlık teşhisi ve tedavisi olarak tanımlanmaktadır.
Psikolojik yardım meslekleri ile ilgili literatür incelendiğinde hemşirelik mesleği daha çok genel sağlık hizmetleri içinde yar alan yardım mesleği olarak ele alınmaktadır.
Özellikle genel sağlık problemleri olan insanların bu problemlerinin beraberinde psikolojik sorunlarının da olabileceğinin düşünecek olursak, bu insanlarla direk olarak ilişkiye giren hemşirenin ve hemşirelik hizmetlerinin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkacaktır.

Nitekim hemşirelik faaliyetlerinin temel amaçları arasında bireyin kendi sorumluluğunu üstlenme ve kendi seçimini yapma eğilimini desteklemek ve artırmak da yer almaktadır.

PSİKOLOJİ
Psikoloji insan ve hayvan davranışlarını inceleyen bir bilim dalıdır. Psikoloji genel olarak klinik, danışmanlık ve okul psikolojisini kapsamaktadır. Bu alt dallar daha çok insan yardıma yöneliktir.
Genel psikoloji içinde ise klinik psikolojinin geniş bir yeri vardır. Klinik psikoloji daha çok bireysel sorunlar ve kendini gerçekleştirme problemleri ile uğraşmaktadır.
Danışma psikologları ise daha çok ve ağırlıklı olarak okul ortamındaki eğitimsel problemlerle ilgelenmektedirler.
Okul psikologları da bireysel ve grup terapileri ile öğretmen w. Okul ve aile işbirliğini sağlamaya çalışarak öğrencinin karşılaşabileceği bireysel, sosyal ve eğitsel problemleri ortadan kaldırmaya çalışmaktadır.
Yukarıdaki sınıflamadan da anlaşılacağı gibi psikolojinin direkt yardım hizmeti olarak ele alınan alt dalları bu üç alandır.
 
PSİKİYATRİ
Psikiyatri genel anlamda ruh sağlığı bozuklukları ile uğraşan bir tıp dalıdır. Günden güne hizmet alanı daha da genişleyen psikiyatri bir tıp dalı olmasına rağmen beşeri bilimler arasında da öneli bir yer almıştır.
Psikiyatri yaklaşımda kullanılan ve biyomedikal modelin uygulaması olan kemoterapi ve şok terapinin yanışıra, insanın psikososyal yönünü de göz önüne alan psikoterapi son yıllarda psikiyatrik tedavilerde ağırlığını iyice hissettiren bir yaklaşımdır.

Psikiyatri bireyin zihinsel, duygusal yetilerinde, davranışlarında, çevreye uyumunda görülen bozuklukların incelenmesi, tanımlanması, sınıflandırılması, tedavi ve korunması ile uğraşır.
Psikiyatri bir çok yan dalları içermektedir. Bunların her birinin geniş kuramsal inceleme ve uygulama alanları vardır. Dinamik, davranışçı, biyolojik psikiyatristler, psikofizyoloji, psikofarmokoloji, psikonörokimya, adli psikiyatri, çocuk ve adelera psikiyatrisi gibi dalları vardır. Psikiyatri son yüzyılda büyük ilerlemeler göstermiştir. Bu ilerlemeler son 30-40 yılda öncelikle tıp bilimleri çerçevesinde çok hızlanmıştır. Geçen yüzyılda hem tıptan, hem toplumdan uzak kalan psikiyatri günümüzde hekimliğin önemli bir uzmanlık dalı olmuştur. Diğer yandan psikiyatri psikoloji, klinik, sosyal psikoloji ve sosyoloji gibi davranış bilimlerinden de yararlanarak ufkunu genişletmiştir.

KAYNAKÇA
Akkoyun, F. Psikolojik Danışma; Genel, Ders Notu, Ankara Ankara Üniv. Eğit. Bilimleri Fak. 1995
Ersenberg. S. Delaney, D. J. Psikolojik Danışma Süreci, Çev Nihal Ören, İstanbul Milli Eğitim Basımevi, 1993
Jones, R. N. Danışma Psikolojisi Kurumları Çev: F. Akkoyun ve Diğerleri, Ankara TDFO Ltd. Şti. 1995
Kepçeoğlu M. Psikolojik Danışma ve Rehberlik , 5. Baskı, Ankara: Kadıoğlu matbaası, 1992
Kuzgun Y, Rehberlik ve Psikolojik Danışma II. Baskı, Ankara ÖSYM Yayınları 1991
Oktay, S. Hemşirelik Bülteni İstanbul: İstanbul Üniv. Basımevi ve Film Merkezi, 1992
Özoğlu, S. Ç. Eğitimde Rehberlik ve Psikolojik Danışma, İzmir, Ege Üni. Matbaası, 1920
Öztürk, M.O. Ruh Sağlığı ve Bozuklukları. 3. Basım, İstanbul Evrim basım Yayım Dağıtım, 1990
Shertzer, B. Stone S.C. Fundamentals of Guidance, boston.
Houghton Mifflin Company, 1971
Shertzer, B, Stone, S,C. Fundamentals of Counseling. 2 Ed. Boston
Houghton Mifflin Company, 1974
Songar, A. Psikiyatri, İstanbul: Geçit Kitabevi, 1977
Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Tanıtım Kitapçığı, Samsun Yüceer Matbaası 1992
Tan, H. Psikolojik Yardım ilişkileri: Danışma ve Psikoterapi.
İstanbul Milli Eğitim Basımevi. 1986
Logged
UzMaNpDr
Yönetici
Acemi Üye
*****
Mesaj Sayısı: 87


« Yanıtla #1 : 07 Aralık 2008, 19:56:58 »

REHBERLİK
Her millet sosyalleşme süreci ve eğitim sayesinde topluma ve kültüre dahil etmek için çabalar. Tüm çocuklara maddi çevre sosyal gelişmeyle ilgili bir dereceye kadar yetenek kazandırmayı, topluma katılmak için gerekli bilgiyi, kültürünü anlamayı ve bilgi sahibi olmayı amaç edinir. Bu terimlerin en geniş anlamıyla sosyalleşme ve vatandaşlık eğitimidir. Bütün eğitim sistemlerinde bu tür amaçlar vardır ve herhangi bir eğitim kurumunda bütünüyle ihmal edilmiştir.

Eğitimsel gelişimin öğrencileri birbirine bilgilendirilmiş olarak girmeye, açık görüşlü olmaya hazırlanması beklenir. Öğrencilerin, açık toplumda ifade edilen sistemlerinin yokluğuna saygı gösterirken “iyi karakter” geliştirmesine ve “doğru idealleri” benimsemesine yardım etmesi istenir. Amerikan toplumunda iş hayatında geçerli sosyal baskılar okuldan kaynaklanan hayli büyük sorunları ve problemleri ortaya çıkarmıştır. Okulların faaliyetleri ve amaçları, ölçüleri, ilgileri ve içerik olarak tartışılmak ve sayfa edilmektedir.

Son zamanlarda okulun yöntemlerle bağlantılı parçalardan işaret bir sistem olarak kurumsallaştırılabileceği ifade edildi. Bu bölümün içeriği bu parça ve süreçleri kesinleştirmeyle rehberliğin ilişkisini ele alır. Birbiriyle ilgili olan ve okulun hedefler edinmede yeteneklerini derinden etkileyen okul organizasyonunun üç ana unsuru veya alt sistemlerine dikkat yöneltilmelidir.

REHBERLİK VE MÜFREDAT PROGRAMI
Toplum değiştikçe okul müfredatı da yavaş yavaş ve derece derece değişir. Toplumun derinden değişimi okul müfredatında bulunanları altüst eder ve amacına, içeriğine yeterli dikkatin verilmesini gerektirir. Gençlerin yoğunluğunu uyumsuzluklardan, devamsızlıklardan ve bazı uygunsuz beceri ve bilgilerden uzak tutulacaksa fen ve teknolojideki ilerleme geniş çaplı bir müfredatı gerekli kılar.

MÜFREDAT PROGRAMI TANIMI
En geniş anlamıyla müfredat dersler, faaliyetler ve öğrencinin okulla bağlantı kurduğu okuma dahil tüm okul çevresini içine alır. Rahat dahi sınırlı ve muhtemelen aha gerçekçi anlamıyla okul müfredatı öğrencilerin bilgi ve yeterliklerini artırmak için hazırlanan çalışmaların sistemati bir düzenlemesidir. Çeşitli müfredat tipleri ortaklaşa adlandırılırlar. İlgi hazırlık, genel iş veya ticari, ev ekonomisi, mesleki endüstriyel sanatlar ve benzeri gibi. Okulda gence kazandırılması gereken belli tecrübelerin ne olduğu hakkında büyük ölçüde anlaşmazlık olmasına karşın, bütün bireyler, bir okulun amaç ve hedeflerini gerçekleştirmesinin başlıca aracının müfredat programı olduğunda hem fikirdirler, matematik, fen, dilbilgisi ve yabancı diller gibi belirli akademik konulara önem verilmesi gerekli olduğundan oldukça emin bazıları vardır; başkaları mesleki konu ve becerilere önem verir; verilen kuralları (geçmişin akademi kurucuları gibi ) hem faydalı hem de donatıcı herşeyi içerecek bir okul ileri sürerler.

Birkaç yıl önce Smith, Svanley ve Shares müfredat programların insanın düşündüğü, hissettiği, inandığı ve yaptıklarının bir olduğuna dikkat çektiler. Belirli şeyleri öğretme sorumluluğu taşıyan okul “grup içinde davranış ve hareketlerinde gençleri ve çocuklara terbiye etmek amacıyla ... el bir tecrübeler dizisi oluşturur. “O halde müfredat programı, öğrencilerin topluma intibak etmek amacıyla yer aldıkları planlanmış eğitim faaliyetleridir, bu gibi faaliyetlerin temel amacı bireyin entelektüel gelişmesini teşvik etmektir. Sress, bu kuşaktaki okulların açıkça entelektüel gelişmeyle ilgili olurken, evrensel eğitimin okul içerisine gittikçe artan bir şekilde entelektüel ve akademik değişim getirdiğine dikkati çeker. Dolayısıyla, sosyal ve duygusal gelişme, entelektüel gelişmeden ayrılamaz. Her bir öğrencinin mevcut müfredata ait tecrübelerden üst düzeyde yarar sağladığını görmek öğretmenler, danışmanlar ve idareciler tarafından paylaşılan bir sorumluluktur.


REHBERLİK VE MÜFREDAT PROGRAMI ARASINDAKİ İLİŞKİ

Bir müfredat programı Millett’e göre üç ana parçadan oluşur. 1) Fazladan sınıf programı, personel, öğretme metotları, süreç düzenlemeleri, mobilya ve diğer malzemeler, ayrıca gereçler gibi çalışmaların bir çeşit programlarıyla her okulda sunulan öğrenmek için planlanmış imkanlar.
2) Her okulda yerel olarak kullanılan ders kitapları, çalışma kitapları, okuma ile ilgili görsel-işitsel yardımlar, çalışma faaliyet rehberleri ve benzerleriyle öğrencilere sunulan bu imkanları belirlemenin çeşitli yolları ve araçları,
3) Yukarıda sözü edilen özellikle izlenen öğretmen metotlarını içeren iki ana parçayla ve öğrencilerin kendi değişen öğrenci faaliyetleri ve son tecrübeleri (yaşantıları)

Daha önce (Bölüm 2’ye bak) rehberlik öğrencilerin kendi kendilerini ve çevrelerini tanımaları ve anlamaları için yardım etme süreci olarak tanımlanmıştır. Bu, rehberlik bireyin entelektüel gelişimi ile ilgili hiçbir ilgi ve sorumluluğa sahip değil demek değildir. Daha çok, rehberliğin başlıca ilgisi bireyin duygusal ve sosyal gelişmesi üzerindedir. Rehberlik faaliyetleri ve müfredat programı faaliyetleri birbiriyle bağlantılıdır, çünkü her ikisi de bireylere onların en üst düzeyde yeterliliğe ulaşmalarına ve kendi kendini yönetme yeteneğini kazanmalarına yardım etme amacını paylaşırlar. Bunun yanı sıra rehberlik ve müfredat işlevsel faaliyetlerinde birbirinden ayrılır, bu farklılığın sebebi her birinin faaliyetleriyle ilgili karışıklıktır. Her bir alanda değişen toplumda istenilen türlü yaşantıları sağlayacak uzmanlar gereklidir. Rehberlik ve müfredat farklılığının bir ikinci sebebi, müfredat sayesinde öğrenme faaliyetlerinin birey olarak öğrenciler için olmasından ziyade öğrenci grupları olmasıdır.
Rehberlik hizmetleriyle sağlanmış öğrenmeler, oldukça bireyselleşmiştir, ve grupların ortak ihtiyaçlarından çok her bireyin tek tek karakteristik özelliklerine önem vermeye eğilim gösterir. Rehberlik bireyin kendi kendini, yeteneklerini, ilgilerini, değerlerini ve isteklerini öğrenme ihtiyacı üzerine odaklanır. Rehberlik ve müfredat okullarda uygulanmalarının sorumlusunun kim olduğu konusunda da farklılık gösterir, danışmanlar yada öğretmenler iller; “müfredat ve rehberlik hizmetlerini özdeş yapmaya çalışmanın hiçbir faydası yoktur. En azından pratikte başlama noktaları farklıdır.” Der. Ancak, rehberliğin müfredatla işlevsel olarak birleşmesi veya ayrılmasından daha önemlisi karışılıklı dayanışma için bariz bir ihtiyaç vardır. Danışmanlar ve öğretmenler, birbirlerinin çabalarını ancak her birinin ne yapmaya çalıştıklarının ve birbirlerine ihtiyaç duyduklarının bilincinde olarak güçlendirilebilirler.

MÜFREDATIN REHBERLİĞE KATKILARI
Okullardaki modern gelişmeler müfredat üzerinde etkili olmaktadır. Tesconi, Drown ve Crony tarafından yazılan kitaplar müfredat gelişmesindeki ilerlemelere işaret eden bazı önerileri canlı bir şekilde sundular. Araştırmaya yönelik çalışma metodunun daha fazla kullanımı, insani, ahlaksal boyutta işbirliği ve bağımsız çalışmaya daha yoğun bir şekilde güvenme, önerilen değişiklikler arasındadır. Kısaca, gelecekte öğrenciler geniş bir eğitim-öğretim koşulları, içerik ve bilgi değişikliğine maruz kalacaklar. Günümüzdeki geniş-grup eğitimi, hiç şüphesiz bir dereceye kadar azaltılacaktır, bağımsız çalışma(kimisi öğrencinin zamanının %40’ını alacağını ileri sürerler) ve küçük grup çalışması (öğrencinin zamanının hemen hemen: 25 olarak tahmin edilmiştir) ön plana çıkacaktır. Örneğin Morien”Kapalı Eğitim Sistemlerinden” “Açık Eğitim Sistemlerine” dönüşen eğitimi çok önceden yazmıştır.
1970’deki makalesinde ve sonrakinde Morien, eğitim için olması çeşitli gelecekleri belirtir. Gelecek eğitim sistemlerinin bazı özellikleri mevcut eğitim özellikleriyle ters düşebilir. Morion’in iki makalesinde sunulan bilgi üzerine dayandırılmış bu zıt özellikler günümüz yazarları tarafından özetlenmiş ve Tablo 14-1’de gösterilmiştir.

Mevcut Eğitim Sistemleri Ortaya çıkan eğitim sistemleri
1- Kapalı Sistemler 1-Aşık sistemler
2- Kurum ve temsilcileri 2-Öğrenenler tarafından yapılan
tarafından kontrol keşif ve araştırma
3- Bilgiyi öğretmen hazırlayıp 3-Öğrencinin ilgilerinin verir.
İzlenmesiyle elde edilmiş ve eğitimle bulaştırılmış bilgi
4- Öğretmenler tarafından 4-Öğretmen ve öğrencinin karşılıklı
düşünülmüş dar ve sabit müf. Prog. belirledikleri geniş müfredat
ödül sistemi içeriği
5- Karici yarışmaya dayanan 5-Rekabete dayanmayan ödül sis-
temi Daha çok öğrencinin kendisine yönelik
6- İlerleme ve eğitimi 6- Baştanbaşa yaşama serpilmiş
tamamlamak için baştanbaşa kapalı, bireyselleşme zinciri
katı zaman zinciri.
7- Bilgi için öğretmenlere ve ders 7-Veri-bankası, bilgisayarları
kitaplarına bağımlılık İçeren çok sayıda bilgi kaynakları
8- Basma kalıp sınıflara ve önceden 8- Toplumla çok daha fazla ilgili
belirlenmiş zaman sınırlarına öğrenenin yaşam boyunca varolan
kapatılmış öğrenme yaşantıları öğrenme yaşantıları

Eutson rehberlik için anlam taşıyan üç temel ödül sistemi program geliştirmesi prensibinden söz eder. Bunlar şöyledir:
1-Geniş imkanlar mevcut olması; yani ödül sistemi farklı seviyedeki ve yetenekteki öğrenciler için işe yarar olmalı;
2-Ceza kendilerini keşfetmelerine imkan sağlayacak düzeyde esneklik gereklidir. Ve 3- öğrencilerin bir not düzeyinden diğerine anlamlı bir şekilde plan yapması ve koşulların istediği gibi dikey olarak değiştirmesine imkan sağlamak için enine boyuna açıklık mevcut olmalı. Faaliyetler programını içeren iyi planlanmış okul müfredatının bireyin gelişmesine bir çok yönden katkıda bulunmasına rağmen, üç ana katkı burada belirtilecektir. Birincisi, sistematik müfredata ait imkanlar yeterlilik ve ait olma duygularına katkıda bulunan tecrübeleri getirerek öğrencinin gelişmesine yardım eder. İkincisi, müfredat faaliyetleri öğrencilerin ilgilerini ve yeteneklerini geliştirecek inceleme olanaklarını sağlar. Birey tarafından yaşanan bütün faaliyetlerin parçası olarak müfredat tecrübeleri, öğrencileri kendilerinin ne tür bireyler olduklarını öğrenebilecekleri ve olmak istedikleri gibi kendi görüşlerine sahip ideal bir insan olmayı tasarlamaya ve denemeye başlayacakları koşulları sağlar. Üçüncüsü, müfredat tecrübeleri eğitimsel ve mesleksel planlama için ihtiyaç duyulan bilgiyi gence sağlayarak rehberliğe katkıda bulunur. Benzer araçlarla planlanmış dersler ve üniteler ömür boyu sürecek bir işin anlamları ve belli işlerle meşgul olmakla ortaya çıkan memnuniyetler gibi konularda ihtiyaç duyulan çevreyle ilgili bilgileri sağlar.

MÜFREDAT GELİŞMELERİNE REHBERLİĞİN KATKILARI

Birkaç yıl önce, The Association for super vision and carriculum Development (İdare ve Müfredat geliştirme kurumu) yıllığının hem ilkokul hem de ortaokuldaki müfredat geliştirilmesine rehberlik personelinin katkıda bulunabileceği çeşitli yollar önerdi. Bu önerilerin bazıları burada özetlenmiştir.
1-Danışmanlar öğretmenlerin eğitimi bireyselleştirebilmek ve bireysel olarak öğrenciye tatmin edici tecrübeler sağlayabilmek aracıyla herbir öğrenciyi anlamak için temel olan olguların toplanmasını plan ve denetlemesine yardım edebilir.
2-Danışmanlar öğretmenlerin bu olguları aile ve öğrencilerle ilişkilerinde kullanmaları ve yorumlarına yardım edebilir.
3-Danışmanlar okul öğrencilerine, öğretmenlere ve ailelere çocuğun müfredata ait olanlardaki yerine uygun şeklide büyüme ve gelişme hakkında bilinenin uygulama ve içeriklerle yardım edebilir.
4-Danışmanlar testler yorumlamak, öğrencilerle ilgilenmek, öğrenci planlaması ve benzeri bakımlardan öğretmenlerin rehberlik araçlarını daha etkili olanak kullanmalarını yardımcı olabilir.
Ancak çok daha doğrudan doğruya şu andaki konunun amaçlarıyla ilgili olan rehberliğin müfredat geliştirmesine katkıda bulunması başlıca iki şekildedir. Bireylerin ve grupların müfredatla ilgili alanlar ve faaliyetler için ihtiyaçları danışma, test etme, planlama ve izleme ve diğer rehberlik faaliyetleri sayesinde gözle görülür hale gelebilir. Danışmanlar, müfredat geliştirmesi için esas olan öğrenci bedeninin kabiliyet ölçüsü, başarıları, güçleri ve kusurları, ilgili amaçları ve diğer özelliklerini tanımlayan verileri uzmanlara sağlamakta yardımcı olabilirler. Bu gibi verileri esas olarak müfredat komitelerine değişiklikler ve genişletmeler önermek danışmanın danışmalıkla ilgili görevlerinin bir parçasıdır. (Bölüm 13’e bak). Bütün öğrencilerin her çeşit ihtiyaçlarına ideal bir düzeyde hizmet etmeyi yürütebilen bir ya da birkaç okul olduğu gerçekken, müfredat planlaması uygulamada öğrenci ihtiyaçlarının bilinmesi için başlıca çabaların yer alması gerektiği yeri gösterir.
İkinci olarak danışmanlar öğrencilere karmaşık bir toplumda etkin yaşamak için gerekli sosyal ve mesleki yeterlilikleri (becerileri) geliştirmeleri için en uygun müfredat önerilerini anlama ve seçmeleri için yardım eder. Şayet bireyler tarafından izlenilen müfredat anlamlı olacaksa, bunların takip ettikleri şeyler bakımından kararlar girişkenlik ve yarıcılık kabiliyetleri için sınırsız imkanlarla beceriler, bilgi ve amaçlar açısından dengelenmiş ve bireyselleştirilmiş olmalıdır.

Özet olarak, şayet rehberlik ve müfredat programı geliştirmesi okulun tamamlayıcı parçaları olarak görev alacaklarsa ve bütün gençlerin gelişmeye ait ihtiyaçlarıyla ilgili olacaksa, her iki konudaki personel de işbirliği içerisinde önderlik yapmalıdır. İstenilen her bir görevi yerine getirecek yeterli sayıda bir araya gelmiş kadro üyeleri belirlerler. Bunlar öğrencilerin oturdukları yere yakın binaların kurulması ve sağlanması için gerekeni yaparlar. Bunlar öğrencilerin beslenmesi, bakımı, rahatlığı ve okula geliş gidişinden sorumludurlar. 20 yıl sonundaki ürünün toplumun istediği gibi olmasıyla görevlidirler.
Rehberlik bireyin ilgilerinin korunması ve sürdürülmesinden sorumludur, amaçlarına ulaşmada bireye yardım etmek için oluşturulmuştur.

Bir araştırma makalesinde Lilbeck, okul müdürleri ve danışmanlar arasındaki farklardan açıkça söz eder.
Bu incelemede incelenmiş tipik okul müdürü, bireysel olarak öğrencinin okul siyaseti veya uygulamalarıyla veya daha geniş bir sosyal düzenle çatışma içinde bulunduğu durumlarda 1-Okul siyaseti destekleyicisi 2-Öğrencinin sosyal standartlara ve davranış normlarına uyumu güçlendiren 3-Öğrencinin mevcut durumları kabulünü geliştiren, 4-Öğrencinin okul otoritesine açıkça meydan okuması veya tehdit etmesi olasılığını azaltmayı vadeden danışmanlar bir taraftardır.

Diğer yandan danışmanlar, öğrencinin bireysel değerler ve faktörleri esas alan karar yapmasına (muhakemesine) önem veren bir yaklaşım üzerinde durmaya eğilim gösterdiler.
Lehas, okullarda tanımlanmakta ve verilmekte olan otorite şeklinin ayrı bir rehberlik unsurunun oluşmasına karşı istediği suçlamasını getirdi. Onun iddiası sadece idarecilerin danışmanları daha iyi anlamalarını istemesine değil daha da önemlisi azami bir otorite yerine yeterlilik ve uzmanlığa dayalı görevsel bir otorite dağılımına dikkati çeker. Lehas; ciddi sınav ve çalışmanın okul sistemlerindeki otorite sorunu ve başlı başına okul müdürünün okulundaki özerkliği kavramına verilmesi gerekir.

Bu gibi sınav çalışma okulların fiili idare ve organizasyonlarındaki bu kavramın merkezi önemi dolayısıyla gereklidir. Ayrıca, ben rehberlik görevi bakımından yeniden bir otorite dağılımı olmalı, bir sistem içindeki rehberlik otoritesi o sistemin baş rehber görevilisiyle görev almalı ve rehberlikte ilgili temel kararlara başkalarının karışması sınırlandırılmalı diyorum.

Lehas, danışmanları öncelikle bazı şeyler için rehberlik idaresine,kurumla ilgili sorumlulukları veya öğrencilerle ilgili başka şeyler için okul müdürüne karşı sorumlu olarak düşünür.

Konunun burada rehberliği (birey üzerine yoğunlaşmış) idarenin (kuruma önem veren) karşısına yerleştirmeye yönelim gösterdiği anlaşılır. Bunun yanısıra bireysel ihtiyaçların kurumsal ihtiyaçlarla genelde karışık olduğu ve ayrılma olduğu göz ardı edilemez. Kurumlar insanlar tarafından oluşturulur ve bireyler başkalarıyla arkadaşlık etmekten mutlu olurlar. Ancak, buradaki amaç rehberliğin idare olmadığı ve öyle yorumlanmaması gerektiğini açıklamaktır. İdari fonksiyonlar organizasyona amaçlarına etkili ve yeterli bir şekilde ulaşacağı yön ve mekanizmayı sağlamak için hizmet eder. Belki, rehberlik fonksiyonları ve idari fonksiyonlar arasında felsefe, rol ve sorumluluktaki temel farklar yüzünden bazı çatışmalar kaçınılmazdır. Bunun yanısıra, bu idare rehberliğin düşmanı olarak yorumlanmalıdır, demek değildir. İki hizmeti tamamen farklı düşünmek (rehberliği bireye ait bir vasıta olarak ve idareyi toplum için bir vasıta olarak) meseleyi abartır ve her ikisinin de amaçlarına haksızlık olur. İdare birinin kendisi ve çevresi hakkında öğrenmesini içeren öğrenme için uygun bir ortamı en iyi şekilde sağlar. Teorik olarak her iki hizmet de kişiliğe karşı sorumluluk ve duyarlılıkla beraber araştırma, keşif ve faaliyet özgürlüğünü teşvik ederler. Bir okul toplumunun gerçekleri hem özgürlük hem de sorumluluk gerektiren faaliyeti teşvik eder. (cesaretlendirir). Rehberlik ve idare birey olarak öğrencilerin bir anlamda bir toplumda görev alan bireyler olduklarını temin etmeyi amaçlarlar.
Yani rehberlik ve idarenin her ikisi de bir bütün olarak eğitimsel çabanın önemli parçalarıdır demek ikisi ayrıdır (farklıdır) veya birbirinin yerine geçebilir anlamına gelmeyecektir. Her biri kendi kimliğine sahiptir. Her biri bir okul toplumunun geniş felsefesi içerisinde yürütülmelidir.

REHBERLİĞE İDARE ENGELLERİ
Burada etkisiz rehberlik programlarının kabahatini idarecilere yüklemek gibi bir niyet yoktur. Ancak bir rehberlik programı çalışmalarını bozabilen başlıca idare engellerin bazılarını belirtmek önemli görülmektedir. Kadro, liderlik olanak ve para eksikliği genelde başlıca engeller olarak ifade edilse de, eşit derecede ciddi başka engellerden, sebeplerden ziyade belirtiler olarak şehsedilen faktörlerle var olabilir.
Belki, en önemli engel Landy tarafından belirtilen biridir.

“Ne yazık ki çeşitli öğretme metotları ve ders konusu alanlarında sınırlarının farkında olan ve bu alanlarda liderlik rollerini üstlenmeleri için uzmanlara olanak tanımaya istekli pek çok idareci rehberlik alanında sahip olmadığı bir uzmanlığı üzerine alır.

“Tabii ki özel bir alanda uzmanlar veya ustaların genel idarecinin kontrol siyaseti ve tam denetimi altında olması gerekecektir. Böylece, iyi fikirler veya yararlı sağlıklı bir şüphecilik temin edebilir.”
Peters rehberlik programını gelişmesini engelleyen 9 faktör gösterir. Gerçi bunlar sadece idari karakterde değilse de, rehberlik programı işletmesi için ilgili (bağlantılı) ifadelere sahiptirler. Bu dokusunun içerdikleri şunlardır;
1-Rehberlik çalışanları ve okul danışmanları teori geliştirmeden kaçındılar.
2-Belirtilen program önerileriyle program uygulamaları sırasına varolan çelişkiler.
3-Rehberlik çalışanları halklarının rehberliğin amaç ve yapısını anlamalarını üzerelerine aldılar, yapmıyorlar.
4-Okul danışmanları ve müdürleri tarafında ele alınan temel değer eğilimlerinde farklılıklar varolabilir.
5-Adet ve kişisel çıkar ihtiyaç duyulan liderliğin ihmali için akla gelenlerdir.
6-Danışmanlar ve kadro üyeleri ya açıkça ya da kapalı bir şekilde değişiklik ve yeni tecrübelere karşı koyarlar.
7-Danışmanın önceki öğretmen rolüne bağlantısı ve güvencedeki geniş rolü sınırsal profesyonel rehberlik bağlantısına neden olur.
8-Danışmakta derinlik eksikliği ve
9-Değişen yeni yetmeye (delikanlıya) karşı dikkatsizlik.
Bir süre önce, Shertzer ve Stnone okul idarecileriyle ilgili engel teşkil eden faaliyetler olarak aşağıdakileri belirtti. 1)Bireye hizmetlerden ziyade büyük grup hizmetlerine önem vermeyle yetersiz rehberlik programlama, 2) Rehberlik hizmetlerini onların okulun üzerinde bizim okulumuzun üstünlüğü gibi mantıksız ifadelerle rehberlik hizmetlerini haklı çıkarmak ve halka yaymak. 3)Öğrencilerle bireysel danışma ilişkileri temin için ihtiyaç duyuldukları iddiasıyla danışmanlar kiralamayı haklı çıkardıktan sonra, idari sorumlulukları danışmanlara yüklemek. Programla ilerlemeden önce bu alandaki anlaşmazlıkların çözülmesi gerektiği esası üzerinde rehberlik program geliştirmesini geciktirmek 6)Okullardaki rehberlik hizmetleri varlığının her eğitimsel güçlüğün çaresi olduğu kavramını teşvik etmek.
Gerçi, güçlü profesyonel idari liderler tek başına etki alanı dışındaki sorunlarla gelen bu engellerin bazılarını aşamasa da, idareciler çözülebilen önemli, acil ve uzun menzilli sorunları kendileri ele alabilirler ve almaları gerekir. Bazı değişikliklerin ihtiyaç duyulan reformun tamamını meydana getirmek için kafi gelmese de, ihtiyaç duyulan rehberlik gelişmelerinin (iyileşmelerini) pek çoğunu etkilemeye yarayacaktır.

REHBERLİK PERSONELİ İDARECİLERDEN

Rehberlik personeli yasal olarak idari personelden ne umabilir. 13. Bölümdeki konuda programın idari liderliğini yerine getirmek, fiziksel olanakları sağlamak, yeterli bütçe ve nitelikli personel temin etme ve programı halka tercüme etmeyi içeren okul idarecilerinin başlıca rehberlik sorumlulukları belirtilmişti. Bu somut temel unsurlar bir yana bırakılırsa, rehberlik personel yasal olarak okul idarecilerinden ne tür bir çalışma ilişkisi bekleyebilir.
Birincisi, rehberlik personeli yasal olarak idarecilerin yürütücü liderliğinde canlılık ve değişiklik getirmeyi bekleyebilir. Faaliyetsizlik örneklerinin dinamik harekete dönüştürülmesi liderliğin özelliği olsa da program geliştirmesinde yaratıcı değişkenleri yaratmak için düşünülmüş olumlu yön ve destek sağlanabilir. İdeal liderlik personeli bir program başarısından yeni çabalara, bir problemin çözümünden bir başkasıyla karşılaşmaya götürmek için harekete geçirir. Böyle bir liderlik personelini güçlüklerden daha ileri güçlüklere tepkiye ve tamamen hem dışa hem de içe doğru gelişmeyi tasarlayan bir canlılıkla gösterilir. Harici gelişme öğrenci ihtiyaçlarına dayanan hizmetlerin yaygınlaşmasıyla kendini gösterir, diğer yandan iç büyüme mevcut hizmetlerle ilerlemiş gelişmelerde kendini ifade eder.

İkincisi, rehberlik personeli okul idarecilerinden rehberlik hizmetlerinin ortaç amaç ve ilişki ile birbirine bağlı ve birbirinin parçası olduğu üzerinde ısrarla durmalarını yasal olarak destekleyebilirler. İlgisi olmayan hizmetler bir programda yer almaz. Tanıma göre bir program kendi içinde bağlantılı ve belirlenmiş uygun hedefleri gösteren birleşik hizmetleriyle amaç ve düzene sahiptir. Danışmanlar ve öğretmenler okul idarecisinin rehberlik ulaşmaya çabaladıklarının ne olduğu ve bütün olarak okul amaçlarına uygun vasıtalar kullanılmasına dair aşık olmak üzerinde ısrar etmeyi bekleyebilirler.

Üçüncüsü, rehberlik personeli idarecilerin kendilerinden gelecek rehber program geliştirmeleri için bir planlama grubu olarak yararlanmalarına yasal olarak isteyebilirler. Gerçi, idarecilerin planlamaya önderlik etmesi, rehberlik ve katılımları düzenlemesi beklenilse de hazır, yazdırılmış planlar nadiren koşullara veya eğitim siyasetine uyar. Danışmanlar ve öğretmenler tarafından düşünülmüş planlama her idarecinin yaklaşımı olmalıdır. Planda sorumluluk ve katılım, siyaset oluşturma duygusunu hisseden personele sahip olma program hedeflerine olduğu kadar, yüksek morale ulaşmanın etkili bir yoludur.

Dördüncüsü, rehberlik personeli okul idarecilerinin program hakkında değerlendirmeli bir davranış sürdürmesini bekleyebilir. Sorumluluk otoriteyle de olduğundan dolayı her hangi bir programın ilerlemesinin yakından, yeniden gözden geçirilmesi gereklidir.

İdarecilerin ulaşılan sonuçların hangi anlama geldiğine kadar dikkat edilen olguları olduğu kadar programın nasıl işlemekte olduğunu gösteren kanıtları araması beklenir. Böyle yapmakla programın daha akıcı ve etkili olarak yürütülmesi bulunabilir. Değişiklikler ve düzenlemeler akıllıca yapılabilir.

Beşincisi, rehberlik personeli okul idarecilerinden programın sürekliliği, bütünlüğü ve dengesini muhakkak istemesi belirlenmelidir. Bu kitap rehberlik programının diğer eğitimsel sosyal ve psikolojik etkilerden ayrı geliştirilemeyeceği üzerinde tekrar tekrar durdu. Başka eğitimsel faaliyetlerle bağlantısı olması anlamında ve öncü ve beklenen program gelişmeleriyle bağlantılı olması bakımlarından süreklilik temin edilmelidir. İdareciler bütün olarak programda dengeyi sağlamaktan sorumludurlar.

Altıncısı, rehberlik personeli idarecilerin onları üretici mesleki sorumlulukları için serbest bırakmasını ve olağan katipsel ve idari faaliyetlerde harcayan rehberlik personelinin rehberlik fonksiyonlarını yerine getirmeleri olası değildir. Çalışmaya uygun olmayan ve profesyonel olarak yetersiz personelin idareci tarafından görevinden alınması gerekir. Tersine, üstünlüğünü kanıtlayan rehberlik personelinin tanınması ve ödüllendirilmesi gerekir.

İDARECİLERİN REHBERLİK SERVİSLERİYLE İLİŞKİSİ
İlk ve her şeyden önce, idareciler rehberlik personelinden bireyi desteklemesi ve öğrenciyi sevmesini bekleyebilir. Danışmanların öğrencilerin kendilerini başka insanları anlamakta, becerilerini ortaya çıkarmakta ve okul dışına taşımakta ve ilgi ve yeteneklerini keşfetmekte yardım elde edebilecekleri yollara önem vermesini bekleyebilir. Böyle yapmakla danışmanlar okulun amaçlarını gerçekleştirmesini kolaylaştırır.
İdareciler rehberlik personelinin öğrencinin başarısı, ilgileri okul ve okul sonrası faaliyetlerindeki ilerlemelerin araştırma sonuçlarını sağlamasını bekleyebilir. Bu idarecilerin okulun amaçlarını gerçekleştirmedeki yöntemleri incelemesine olanak tanır.

İdareciler, rehberlik personelinden okul kadrosunun öğrencinin problemlerini ve ihtiyaçlarını daha açık bir şekilde anlaması ve bu ihtiyaçların karşılanmasına yardım etmesini bekleyebilir. Öğrenci problemlerinin pek çoğu olgunlaşma işleminden kaynaklansa da, diğerleri sosyal ve ekonomik güçlük ve baskılardan gelir. Danışmanlar gelişmenin değişik safhalarındaki öğrenci ihtiyaçlarına daha duyarlı ve haberdar olmaları için öğretmenlere yardım edebilirler.

İdareciler rehberlik personelinin sorumlu ve profesyonelce davranmalarını bekleyebilir. Tartışmasız, profesyonelce hazırlanmış, toplumun yapısını ve onun içinde okulların oynadığı rolü anlayan rehberlik personeli isterler. Rehberlik personelinin konumlarında gelişmesini ve görevlerini daha iyi ve daha güzele ulaşmak amacıyla sürekli olarak analiz etmelerini beklerler. Onların sistemli olarak meslek yazımı okumalarını ve mesleki gruplara, faaliyetlere ve organizasyon ara katılmalarını beklerler.

REHBERLİK VE DİSİPLİN
Herkes disiplinin ne olduğu konusunda farklı bir görüşe sahiptir. Bu gerçekten de anlaşılması zor bir görüştür. “Rehberlik” ve “Disiplin” terimlerinin birleşmesi tartışmaya yol açar veya bir karışıklık oluşturur. Bu iki terim arasındaki ilişkide kurulacak bir dengeye ihtiyaç duyulur.

DİSİPLİN GÖRÜŞMESİ
Disiplin terimi genel olarak ceza empoze ederek yanlış davranışı ele almayı içeren koşullara sınırlandırılmıştır. Lee bu görüşü açıkça ifade eder:
“... Disiplinle ilgili rol kazandırıcı bir gücü ima eder. Bu güç zorunlu olarak harici, yalnız emir ve tehdit edicidir. Haricidir çünkü idari otoriteler tarafından öğrenciye empoze edilir. Sırf talimattır çünkü bu otoritelerin öğrenciden ne yapmasını veya yapmamasını istediğini kesin ifadelerle açıklar. Tehdit edicidir çünkü, onun temelindeki ceza bir kişi için tehdit edici olmalıdır.”

Bu disiplin görüşü, otoriteye boyun eğme veya uyumu empoze etme esasına dayanan sosyal kontrolü aileler, öğretmenler, müdürler veya kanun temsilcileri gibi dış sınırlayıcı yetkililer tarafından sürdürülmesini gerektirir.
İkinci bir disiplin görüşü, hata işleyenler işin onun yeniden kazanma fonksiyonuna önem verir. Disiplin, hatalı bireylerin keder ve hayal kırıklığı duygularından kaynaklanan kabul edilemez davranışları için uygun kanallar bulabileceği şekilde yeniden oluşturma çabası olarak görülür.

Üçüncü bir disiplin görüşü önleyici bir güçtür. Bireylerin olabilecek en iyi gelişimi olumlu yönde sağlıklı davranışlar ve duygular olarak tanıyan, yardım eden ve teşvik eden duygusal bir ortam ve çevre sağlayarak yeniden sağlığına kavuşur. Okul ve çevresi küçük bir yanlış davranış nedeni varolacak şekilde az derecede önleyici olmalıdır. Bu tip bir çevre sağlıklı, kabul edilir sosyal standartlara uyumun getirdiği doyurucu etmenlerin keşfine teşvik eder. Bu disiplin görüşü kendi kendini kontrol etmeyi geliştirmek için eğitme üzerinde yoğunlaşır.
Dördüncü bir disiplin görüşü bireylerin harici otorite gerçeğini kabul etmelerine yardım etmek için planlanmış bir yöntem olduğudur. Bu disiplin görüşünün taraftarları yanlış davranma öğrencilerin otoriteyi anlamak ve kabul etmek için yardım ihtiyaçları olduğuna çünkü onu özel yaşamlarına ve açık davranışlarına tecavüz ediyor olarak gördüklerine inanırlar. Disiplinle ilgili işlem toplumdaki sorumlu kendi kendini yönetmeyi etkilediği için yanlış davranan bireylerin otoritenin gerekliliğini ve içtenlikle anlama ve kabul etmeyi öğrenmeleri gerektiği gerçeği üzerinde durur.

Rehberlik açısından disiplin genelde sosyal kontrolün harici korunma vasıtası olmaktan çok bireyin kişiliğindeki hatalı yolları düzelme vasıtası olarak algılanır. Sadece ceza olarak veya uyuma teşvik etme vasıtası olarak disiplin düzeltici olmaya veya gelişme getirici olmaya daha az uygundur. İyileştirici muamelelere yanlış davranışı aydınlatılmış öz denetimli davranışa dönüştürmek için ihtiyaç duyulur.
Logged
UzMaNpDr
Yönetici
Acemi Üye
*****
Mesaj Sayısı: 87


« Yanıtla #2 : 07 Aralık 2008, 20:00:05 »

OKUL DİSİPLİNİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Okul disiplin problemlerine yol açan faktörler olarak gösterilen keyfi empoze otoriteye ait yöntemlerdir. Okuldaki planlama hazırlık ve amaç eksikliği düzensiz sınıflar ve okul kadrosu üyeleri tarafından kararsızlık veya adam kayırma ve haksızlık. Diğer yanda, disiplin problemleri öğrencilere hizmet etmeye eğilmiş (yöneltilmiş) müfredat iyileştirmesi ve gözden geçirilmesinin olduğu öğrenci ilgilerini harekete geçiren ve tatmin eden ek bir müfredat programı olduğu; öğrencilerin en üst düzeyde gelişmesi için yardım eden danışmanın olduğu; öğretmenlerle, danışmanlarla ve öğrencilerin bizzat kendileriyle okul problemleri çözümünde katılımlarına olanak vermeye istekli idarecilerin olduğu okullarda en aza indirgenmeye eğilim göstermiştir. Bu faktörler gözönünde bulundurulursa, iyi bir okul disiplininin kısıtlamaların idaresinden daha önemli bazı aylara bağlı olduğu açıktır. Öğrenciler onların başkalarının haklarını tanımalarına ve bunları kendi bağımsızlık ihtiyaçlarıyla dengelemelerine yardım eden tecrübeler sayesinde öz disiplini öğrenirler. Genç insanlar hem sorumluluklarını hem de haklarını en iyi şekilde problemlere katılma fırsatına kendi düzenlerini belirlemek hakkına sahip oldukları demokratik olarak düzenlenmiş bir okul sisteminde öğrenirler.

Yanlış davranışların sebepleri bir sürüdür. Temel olarak hatalı davranan bireyler tatmin edilmemiş duygusal ihtiyaçlara sahiptirler. Evde okulda ve/veya toplumda gücenme ve reddedilme genellikle kendine veya başkalarına karşı davranışlarda samalar artırır. Kötü davranış belirtisel tavırdır ve belirtilen temel baskılar kalktığında yok olur. Sınıfta problemleri olan öğrenciler genellikle bazı bireysel sorunlara sahip öğrencilerdir. Bazıları mutsuz bir ev yaşamına sahiptir ve diğerleri okulda hiçbir yakın arkadaşa sahip değildir. Sınıf çalışması yaşamayan veya çalışmayı gereksiz bulan bazı öğrenciler olabilir. Bazıları okula uyumu engelleyen fiziksel problemlere sahip olabilirler. Başka pek çok örnek verilebilir. Ama temel olarak bireyin karşılanmayan duygusal ihtiyaçlarıdır.

Bunun gibi öğrenciler yetersizlik veya gücenme duygularını olumsuz yollarla ifade edebilirler. Kurallara uymaya bilirler, başka insanlar zarar verebilirler, “neyden okuyarak konuşabilirler” eşyalara zarar verebilirler, okul çalışmalarını yapmayı reddedebilirler, okul kaçağı olabilirler, öğretmenlerine karşı küstah (saygısız) olabilirler vb. sınıf ve okul içerisindeki ortak yaşamı ve öğrenmeyi engelleyen herhangi bir davranış ciddiyetle ele alınmalı ve sorunlu öğrenci disipline verilmelidir. Bunun yanısıra, davranış sebeplerini uzaklaştırmak için iyi düzenlenmiş bir plan izlemeyen disiplin davranışı veya ceza çok daha ciddi sorunlar yaratmaya eğilim gösterirler. Öğrenciler öz-disipline doğru ancak davranışlarını, kendilerini, başkalarını etkileme şeklini anladıklarında gelişebilirler. Dolayısıyla ceza olarak disiplin hatalı davranışın gerçek bir düzelticisi de değildir.
----------------------------
Bir disiplin programında, okul idareci zamanına, okuluna ve kuşağına özgü problemlere sahiptir. Bu problemler diğer okullardakinden veya kuşaklardan daha güç, baskılı ve ya sayısız olmayabilir. Bunlar sadece farklıdır yani bu belki o, başka zamanlarda ve yerlerde geliştirilmiş tekniklere ideolojilere, baskılara veya çözümlere güvenemeyebilir.

Disiplin alanında yer alan her okul yöneticisi, zamanının topluma egemen olan uygun halk tarzları veya ideolojilerine uygun olmasına göre hem ahlak hem de terbiye de okul standartlarını oluşturma problemine sahiptir. Kesinlikle her öğrencinin fakülte üyecisinin ve idarecisinin bu işlemde payı vardır. Hiç kimse veya grup yalnız bunu başaramaz ne de sadece bir birey ya da grup bunun tüm sorumluluğunu taşır. Bu okul dışındaki dünyadan bağımsız olarak yapılamaz.

Toplumun mutlaktan göreceli standartlar doğru hızla değişmekte olduğunu veya modern sosyologların defalarca söylediği gibi bireylerin davranışlarına ve değerlerinde gittikçe daha az içe dönük ve daha çok dışa dönük olmaya meylettiklerini belirtmek belki basma kalıp olmaktadır. Günlük davranış problemlerine çevrildiğinde bu öğrenciler genellikle yaşadıkları toplum tarafın kabul edileceğini bildikleri geleneksel bir meydana çıkmış formüle göre mutlak bir “doğru” veya yanlış standardına sahip değiller demektir. Bunun yanısıra bu, bugün öğrencilerin genel davranışlarında bir başka çağda ve farklı bir ahlak sistemi altında yaşamış çocuklardan daha iyi veya daha kötüdürler demek değildir.

Bugünün standartlarının oranı veya değişkenliği önceki zamanlarda idarecinin sahip olamayacağı disiplin alanında idareciler fazladan probleme sahipler anlamında değildir. Bunlar, okul topluluğunun mevcut pek çok ahlak sistemlerinden hangisinin en makul olduğuna ve nasıl en iyi şekilde güçlendirileceğine karar vermesine yardım etmelidir. İdarecinin sorun değerlerin, dini inançların, ahlak ölçülerinin, değiştiği, sürekli değişmekte olduğu ve belki değişmeyi sürdüreceği yaygın bilgisi yüzünden hepsinden daha büyüktür. Teknolojik ve düşünsel değişikliklerin daha yavaş geliştiği, kitle iletişiminin daha ağır işlediği daha önceki yüzyıllarda değişiklik bilinci ve böyle bir bilinci eşlik eden bir arada bulunan okul ve ruh (fikir ve durum) belirsizlikleri çok daha az yıkıcıydı.

Öğrenciler okul dışındaki dünyadan ahlakın zayıflıklarını ve güçlenmelerini getirirler. Bunun yanısıra onlar, iyi yanlarından çok kötü yanlarını daha kolay özümser gözükürler, çünkü gencin olgunlaşmamışlığı onları daha savunmasız yapar. (özellikle kötülüklerin cazipliği) Gencin idealizmi hakkındaki genel ifadelerin kabulü belki yanıltıcıdır. Böyle bir idealizm sağlam kalan sadece birkaç inanç grubunun olacağını kanıtlayabilir, çünkü acımasız dış dünyada denenmemiş ve uğraşılmamıştır.
Okul idarecisi genellikle disiplincilik rolünde belirsizlik hisseder ve bu belirsizlik yaralanmaya yol açar. İdareciler ele almaları gereken konuların durumları bakımından emin olmadıklarında, nerede ve ne zaman uzlaşacakları tartışacakları veya ikna edeceğini bilmeleri zordur. Etkili disiplin genellikle uzlaşmayı, orta yolları, yarım tedbirleri, hakemliği (tarafsızlığı), barıştırma ve ertelemeyi gerektirir. Disiplincinin ödünlerinin kalitesi ve etkinliği 1) Öğrencileri tanımaktan 2) Hem sosyal problemleri hem de sosyal kontrol tekniklerini anlamaktan 3) Okulun eğitimle ilgili ve önleyici programlarından 4) Disiplinin ve moral oluşturan tasarıların olumlu özelliklerini meraklı ve heyecanlı bir şekil anlatma yeteneğinden türer.


REHBERLİK VE/VEYA DİSİPLİN
Danışmanlar disiplinle tedbirlerin yönetimine katılmalı mı? Onların öğrencinin davranışları üzerinde doğrudan kararlar verilmesi istenen bir mevkiye yerleştirilmeleri gerekli mi? Bu ve bunun gibi sorular otuz yıldır tartışılmaktadır. Tablo 14-2 danışmanların disipline ait işlevlerden muaf olmasının gerekli olduğuna inananların iddialarını ve danışmanların disiplini ele almaları gerektiğine inananların iddiaları özetlenmiştir.
Danışmanlar Disiplinde Görev Almalılar
1-Hatalı davrananların çoğu duyguların ve davranışlarını açıklamak için danışma ihtiyacındadırlar.
2-Danışmanlar disipline ait durumlarda yer almazlarsa rehberliğin yararları sınırlandırılmış olur, çünkü sadece iyi ve uyumlu öğrenci için olacaktır.
3-Danışmanlar hatalı davranışların düzeltilebilir sebeplerini teşhis ve tedavi için ihtiyaç vardır.
4-En iyi disiplinle ilgili çalışma önleyici olandır. Danışmanların becerileri ve tavırları önleyici çalışmalara uyarlanabilir.
5-Disiplinin amacı öz-disiplin-öz-denetim, öz-büyüme ve öz gelişme rehberliğin amacıdır.
6-Rehabilitasyon sadece okullardaki danışmanlar tarafından sahip olunan rehberlik prensiplerinin, psikolojik teşhislerin ve becerilerinin kullanımını gerektirir.
Danışmanlar Disiplin İşlerinden Muaf Olmalılar
1-Ortak iyi için düzenlemelerin idaresi ve güçlendirilmesi idarenin bir sorumluluğudur.
2-Disiplinde görev alan danışmanlar onların danışmanlar olarak kabul edici, yargısız rollerini tehdit eden otorite figürleriyle özdeşleşmiş olurlar.
3-Her disiplin olayı danışmanların kullanmaları gerektiğine danışmanlık becerilerini kullanmaları için çok az zaman bırakan yıpratıcı araştırmaları gerektirir.
4-Danışmanlık disiplini oluşturan zorluk ilişkilerden ziyade müsamahalı, kendi isteğe bağlı bir ilişki gerektirir.
5-Disiplin (uyum zorlayan) açık (aleni) bir işlemdir, rehberlik özel ve gizlidir.
6-Disiplin toplum, okul ve grubu merkez alırken rehberliğin merkezi bireydir.
7-Willianson disiplini baskıcı, düzenleyici, zorlanmış uyum, kanun abidesi; tertip, empoze edilmiş, zorlanmış kontrol gibi kelimelerle tarif ederken, danışmanlık gelişim sağlama, benlik güçlendirme, öz düzenleme, bütünlemeyi etkileme, güven gelişimi, öz isteği, öz merkezli olarak tanımlanır.


DANIŞMANIN DİSİPLİNDEKİ ROLÜ
Bu metnin desteklediği geniş olarak ele alınan görüş danışmanın disiplinle ilgili süreçte yer alması gerektiğidir. Bunun yanısıra içeriği hatalı davranmış öğrenciye karşı bir danışman olarak özel bir şekildedir; danışman öğrenciye karşı bir danışman olarak özel bir şekildedir; danışman öğrencilerin hatalı davranışları altında yatan nedenleri keşfetmeleri seçip ayırmaları, anlamaları ve düzeltmelerine yardım etme sorumluluğunu taşır. Ceza verme işi idari bir görevdir. Ne yazık ki, bu görüş sert, emredici, tehdit edici, otoriter kişiler rolündeki müdürler ve dekanlara yer verir.

Bu danışmanın disiplindeki yeni görüşüne göre, öğretmenler açık ceza gerektiren bur durum gelişmeden önce danışmanlığa ihtiyaç olan öğrencileri gösterebilecektir. Böyle bir başvuru haricen dikkat ve beceri gerektirir. Aksi halde öğrenci sadece danışmanlığa mahkum edilir. Bu görüşe göre danışmanlık bireylere 1) Onların davranışlarını anlamaya ve 2) Daha ciddi problemler oluşmadan önce öz-denetim geliştirmelerine yardım ederek önleyici bir göreve yöneltilmiştir.

Xueller;
“Danışmanın işi herhangi bir olayı tam olarak belirtmek ve araştırmak değildir, yaşamın ikilemleri hakkında doğal olmayan filozof gibi konuşmaya dalmak da değildir. Onun işi gün konusu belli bir davranışı müşterisi için farklı bir bakış açısı getirerek, ona bu davranışı ve kendisine bakmanın faydalı bir yolunu vermek, onun sorumluluk ve sorumsuzluk arasında düzenli bir denge tavrını benimsemesine yardım etmektir. (Ne kurban ne de diktatör, ancak daha çok”Ben yaptım, sebep kendimim” diyen bir tavır).

Disiplin ilgili bir davayla ilgilensin veya tedaviyle ilgili danışmanlık gerektiren bir davayla danışman için araştırma yapmak son derece zor değildir ve normal ama hata yapan öğrenciye özenli terapi muamelesi göstermek, basit bir yatak istirahatı vermek kadar komiktir.

Hatalı davranışları müdüre gitmeyi gerektirecek kadar ciddi olan öğrenciler, için müdür hatalı davranışın nedenlerini saptamayı amaçlayan bir mülakat için öğrenciyle anlaşmaların yapılabilecek şekilde danışmanı haberdar etmelidir. Hem müdür hem de danışman öğrenci için en iyisi neyse onunla ilgilidirler ancak, aynı fonksiyonları yerine getirmezler. Disiplinci (ya da müdür) okulun kurallarını güçlendirmek ve kendi kendilerine terbiye edilememiş olanların faaliyetlerini engellemek amacıyla hareket eder. Dolayısıyla müdür yargısal bir role itilir ve bir çeşit cezalandırıcı tavır alması istenir.

Danışmanlar, onların bir öğrencinin hareketlerinin kararını bildirmeleri ve okul kuralları ihlallerini cezalandırılmaları istenmediği zaman öğrencinin ihtiyaçlarına en iyi bir şekilde hizmet verirler. Bunun, danışmanın öğrencinin hatalı bir davranışa göz yumması ya da danışmanlık mülakatında tartışmaktan kaçındığı anlamında olmadığı önemle vurgulanmalıdır. Danışmanlık ilişkisi, bazı problemler okul kadrosunun başka üyeleriyle ilgili bile olsa cezalandırma veya güven ihlali korkusu olmaksızın problemlerini rahatça tartışabileceği bir birey olarak öğrencinin danışmana güven hissetmesini gerektirir. Bu süreçte danışmanlar disiplin memurluğu görevini yerine getiremez, ancak onlar gerçekten sağlam okul disiplininde açıkça belirlenmiş, yapıcı bir sorumluluğa sahiptirler.

Diğer sorumluluklar: Danışmanların öğrencilerin problemlerini görmelerine yardım etmeleri ve daha sağlam okul disiplini sağlamaları için okul kadrosunu yardımcı olmaları için uzmanlaşmış beceri ve eğitimlerini kullanabilecekleri başka yollar burada özetlenmiştir.

Bu gibi uygulamalar,
1) Öğretmenler için hatalı davranan öğrenciler yardımcı olacak sınıf faaliyetlerini açıklamayı,
2) Öğretmenlerin mümkün olduğu kadar çabuk yardıma ihtiyaç duyabilen tanımalarına (belirlemelerine) yardım etmeyi,
3) Muhtemel ve fiili disiplin davarlarının danışmanları haberdar etmeleri için öğretmenleri ve idarecileri teşvik eden düzenli otomatik başvuru oluşturmayı
4) ve öğrencilere, ailelere ve idarecilere hepsi için işe yarar ve makul öğrenci hal ve gidişi kurallarını oluşturmak için yardım etmeyi içerirler.
Araştırma çalışmaları, gerçi rehberlik görevinin idari görevlerden ayrılması gerektiği görüşünü desteklediği belirtilen birkaç araştırma çalışmasına rağmen, Jensen yaşları 9’dan 20’ye değişen 8 binlik Phoenix, Krizona yüksek okul öğrencisinin örneğinden tepkiler elde etti., problemlerine yardım için kime başvuracaklardı. Bu verilerden Jensen kızların ve oğlanların dekanlarının (öğrenciler tarafından okul disiplinin den sorumlu olarak bilinen) onların otoriter rolleri yüzünden sakınıldığı sonucunu çıkardı.

Gilbert, üç değişik okul bölgesindeki ideal ve gerçek öğrenci danışma ilişkilerin öğrencilerin algılamalarını inceledi. Bölgelerdeki disiplin sorumluluğu derecesi sıfırdan tam sorumluluğa değişiyordu. Öğrenciler ideal olarak danışmanın rolünün disiplin veya otoriteyle bağlantılı olmaması gerektiğinde fikir birliğine vardılar. Danışmanların hiçbir disiplin sorumluluğuna sahip olmadığı okulda öğrenciler öğrenci danışman ilişkisini diğer iki okuldakinden ideale daha yakın olarak tanımlarlar.
Logged
UzMaNpDr
Yönetici
Acemi Üye
*****
Mesaj Sayısı: 87


« Yanıtla #3 : 07 Aralık 2008, 20:00:34 »

DİSİPLİN PROGRAMI
Disiplini ele alma yöntemleri fakültenin, idarecinin ve danışmanların birleşmiş çabaları yoluyla açık ve net bir şekilde açıkça belirtilmiş programların etkisi çabaya değer olduğunu gösterir. Örneğin Rowe ve meslektaşları Gand Rapids Richigan, kamu okullarında düşük akademik başarıya bağlı olduğuna inanılan tipik davranış sahibi öğrenciler için alternatif program kullanımını belirtirler. Bu öğrenciler akademik beceri tedavisi, danışmanlık ve öğrenme paketi anlaşması sayesinde öğrenci davranışları değişikliklerine önem veren günde üçten altıya kadar nöbetçi bir okula devam ettiler. Alternatif okul etkilerinin kanıtları oldukça iyileşen okuma puanları ve % 70’i aşan öğrencinin olumsuz sosyal davranışlarını kontrol edebilmesiydi.

Cumaer ve Myrick davranışsal grup danışmanlık tekniklerini 25 yaramaz İlkokul çocuğu üzerinde kullandı. Sözlü övgüler şekerlemeleri sekiz grup danışma toplantısında öğrenciler için pekiştireçler olarak hizmet etkiler ve öğretmenler çalışmaya başlama ve sınıf katkılarını sözlü olarak pekiştirdiler. Ne yazık ki kazandırılmış uygun sınıf davranışları grup danışmanlığı sona erdikten sonra hemen hemen sadece 10 hafta sürdü.
Danışmanlıkla kaynaşmış disiplin görüşünde olan Nilliamson ve Yaley kolej personel programları için aşağıdaki işle zincirini şematik olarak kısaca altını çizmiştir:
1-İleri sürülen disiplin koşullarının teşhisi
2-Öğrencinin veya iddiaya göre öğrencilerin sorunu teşhisi
3-Danışmana durumun raporu
4-Öğrenciye karşı yapılan suçlamalar
5-Yapılan dava soruşturması
6-Danışmanlık amaçlarına uygun öğrencinin mülakata alınması.
7-Davranış olayının sebeplerinin değerlendirilmesi
8-Rehabilitasyon için olasılıkların değerlendirilmesi
9-Gerekli rehabilitasyon adımlarının denemesinin açık ve kesin ifadesi
10-Komiteye detaylı rapor
11-Komite tarafından (veya resmi olarak) yeniden gözden geçirme, düşünüp taşınma
12-Öğrenciyle komite tarafından başvurma ve yeniden gözden geçirme
13-Komite tarafından (veya resmi) hareket
14-Komite hareketinin icrası (yerine getirilmesi)
15-İhtiyaç duyulduğu müddetçe rehabilitasyon danışmanlığı

Gometz ve Parker üste ifade edilen işlemlerde 1940’dan beri eğitimle ilgili uygulamalardaki değişiklikler sebebiyle değişiklik yapılması gerektiğini belirttiler. Onlar ilk olarak kampüsteki öğrencilerin haklarını korumak için Amerikan Civil Liberties Union’un harekete geçtiğini belirtirler. Bu haklar onların vatandaşlık haklarıdır. Örneğin “gereken süreç disipline ait sürecin arasına sokulmaktaydı. İkincisi, Cometz ve parker Disiplin Danışmanlık Ofisi tarafından görülen öğrencilerin sadece birkaçının bu basamaklara uğradığını, çünkü, 1) yaptıklarının çoğu önemsizdir ve kolayca tedavi edilebilir, 2)Pek çok öğrenci yaygın idari işlemlere gerek kalmayacak şekilde davranışla ilgili değişikliği anlayışını kazanır ve başarır.

Günümüzde okul görevlileri gereken süreci disiplin işlemlerinin içerisinde birleştirmenin gereken süreci disiplin işlemlerinin içerisinde birleştirmenin yollarını aramaktadır. Lue Precess (Gereken süreç) öğrenciler suçlamalara karşı kendilerin savunmaları için verilen bir fırsat anlamına gelir.

Leslie ve Satryp daha önceki 10 yılı aşkın sürede tamamlanmalı bir incelemeyle hem özel hem de devlet kolejlerinde ve üniversiteler öğrenci disiplin işlerinde mevcut uygulamaları karşılaştırdılar. Genelde onların bulguları gereken süre, taleplerine (yazılı dilekçeler, resul duruşmaları, kabul edilen ve mevcut kanıt, bir yetkili veya danışman tarafından temsil edilme, itiraz hakkı, bir danışma yetkilisiyle konuşma vs.) devlet ve özel kurumlar arasında daha yakın bir dikkat verildiği ve bu durumların öğrenci disiplin işlerini idarede temel tarafsızlık unsurlarını sağlıyor göründükleriydi.

Geleneksel öğrenci kontrol görüşleri (bazen mahkemelerde) imtihanlara maruz kaldılar ve disiplin işlemlerindeki değişiklikler son buldu. Canlı öğrenci hareketi (ilk olarak kolej öğrencileri arasında patlak veren) lise öğrencileri arasında pek çok taraftar kazandı. Westin, dört ayı aşkın bir süre 1800 gazeteyi inceledi, ve 38 eyalette liselerde görevler, oturma eylemleri, isyanlar ve başka şiddet şekilleri gibi 239 cidd olay raporu buldu. Westin bu karışıklıkların sebeplerini sırasıyla şöyle sınıflandırdı: ırksal, siyasi, kılık, kıyafet disiplin ve eğitimsel reform. Öğrenci disiplin davalarıyla ilgili hazır bir genel çare yoksa da, geçen on yılın disiplin sadece bir ceza şekli değil ancak daha çok bir eğitim kurumuna daha çok yakışan bir rehabilitasyon sistemi yapmakta bir ilerleme zamanı olduğu açıktır. Lise personelinin öğrencilerin ne söylediğini duyması gerektiğini söylemek gereksizdir. Onların iddialarını bazıları etkidir ve reform yol açması gerekir. Bazıları değildir, bu gibi durumlarda sınırları belirlemekte tarafsızlık ve kararsızlık daima ön planda gözükür.

REHBERLİK VE YUVA
Mekanik icatlar, bilimsel keşifler, yeni fikirler ve ekonomik değişiklikler ve hayatının şekil ve karakterini derinden etkilemiştir. Bu süreçler bugün hala ilerlemededir. Gittikçe daha büyük sayıda anne kazanç olarak iş sahibi olduğu ve aileler daha değişken (hareketli) olduğu için, artarak ev görevlilerinin pek çoğu sosyal bürolar tarafından üstlenilmektedir. Sosyologlar bazen yuvanın artık üyelerinin çıkarlarının dahili odağı olmadığını iddia ettiler. Bu yüzden, yuvanın ortak çıkarları giderek sınırlanmış fonksiyonlara indirgenmektedir ve ailenin bir sosyal birim olarak dağılması ve yok olması küçümser bir bakış açısıyla kaçınılmaz olarak gözükmektedir. Baka sosyologlar, (boşanma oranları, ayrılmalar, aile içi anlaşmazlıklar gibi ölçümlere bakarak)insan ilişkilerinin yeni örneklerini geliştirmek için insanlık teşebbüslerinin ürünlerinde olduğu gibi modern yuvanın istikrarsızlığını fark ettiler. Eğer benzer yeni örnekler gelişme sürecindeyse, ev yaşamının istikrarsızlığı belki sürüp gidecektir.

OKUL-YUVA İŞBİRLİĞİ
Elmtorm’s Youth ve The Psyohology of Character Development’da bilirilen araştırma bulguları ev çevresinin birey üzerindeki etkilerinin çokluğunu gösterir. Değerlerin ve davranışların telkini, günlük yaşam çalışkanlıkları, hayata bakış tarzının şekillenmesi, eğitimin değeri ve önemi hepsi vatanın etkisini kanıtlar. Gerçi bazen eğitim öğrenci gelişmesinde gittikçe aile (yuva) sorumluluklarının daha çok üstlenmekle suçlansa da, daha iyi bir anlayışla olan hükümler okulların sadece toplum üyelerinin onlardan istek ve beklentileri neyse onun bir yansıması olduğunu gösterirler.

Yakın ilişkiler sürdürüldüğünde okul ve aile için karşılıklı faydalar vardır. Öğrenci okul ve ailenin karşılıklı sosyalleştirme ve eğitme görevinde birbirlerini desteklemelerinden faydalanandır. Anne-baba genelde çocuklarını anlamakta ve onların gelişimine katkıda bulunan duygusal ve sosyal faktörleri tam olarak değerlendirmekte yardıma ihtiyaç duyarlar. Anne-baba sık sık okula gelmeleri için teşvik edilmeli memnuniyetle kabul edilmeli ve okul kadrosuyla görülmeleri için teşvik edilmelidir. Bu gibi çabalar hem okul hem de aileyi güçlendirir.

REHBERLİK HİZMETLERİ VE AİLE
Bazı ileri görüşlü rehberlik çalışanları, çocukların problemleri hakkında daha çok bilgi edinmeye yönelmiş aile inceleme gruplarını görevlendirirler. Sonuç olarak ailede ve okulda çocuğun benlik idealleri karşılıklı olarak güçlenmeye eğilim gösterir. Auerbach, bunun gibi inceleme gruplarının 1) Yeniyetmelerin aile tarafından daha iyi anlaşılması, 2) Daha büyük bir rehberlik süreç bilinci, 3) Gencin sosyal ihtiyaçlarının ve eğitimle ilgili özlemlerinin daha belirgin bilinci, 4) Daha yeterli aile-danışmana rehberlik görüşmeleri sonuçlarını aldıklarını bildirir. Diğer çalışmalar danışmanlar ve öğretmenler tarafından sık aile ziyaretlerini teşvik etmektedirler. Ve bunun için profesyonel geliştirme (iyileştirme) programları sayesinde bazı eğitimleri getirmektedirler. Ayrıca, pek okul çalışanları sürekli anne baba eğitim programları yürütürler ve her zaman olduğu gibi bu anne babalardan en çok yardıma ihtiyaç duyanlara ulaşmak için sürekli çabalama sorunuyla mücadele ederler. Bu gibi kurslar (eğilimler) ailenin günlük yaşamına kişisel ilişkiler ve idaresince karşılanılan problemlerle doğrudan doğruya ilgili olmaya çalışırlar. Diğer rehberlik çalışanları, pek çok anne baba zaman zaman önemli problemlerle karşılaştığı ve eğitilmiş profesyonel çalışanlara ihtiyaç duydukları için danışmanlık hizmetlerini onlara götürmektedir. bu hizmetlerle ilgili iki sorun ortaya çıkar, birincisi bu araç için başka bürolar varken okulun böyle bir hizmeti getirmekteki yasallığı ile ilgilidir. İkinci, gelecek yaşam sorunlarını karşılamakta okula bağımlı olan aile ocağına sahip olmaksızın doğru aile ve doğru zamanda hizmeti götürmektir.

Larson bütün eğilim sürecinde faydalı bir şekilde anne babayı kapsayan bir okulun çabalarını tanırlar. St.Lous parktaki festwood junior nigh Schooldu bir grup çalışan üyeleri iki şey saptadılar. Ailenin eğitim modellerinin olumsuz etkileri yüzünden okulda gösterilen çabaların bazı çocuklar tarafından çabucak yok edildiğini ve çocukların bazı çocuklar tarafından çabucak yok edildiğini ve çocuklarının eğitimini artıracak kişisel değişiklik geçirmeleri için anne babanın istekliliğini yeterince kullanılmamıştı. Dolayısıyla öğrenci personel çalışanları ve okul idarecileri Winnesota üniversitesinden araştırma asistanıyla doğrudan doğruya anne babayı içerek ve anne babaya kendilerini çocuklarını ve aile ilişkilerini anlamalarına yardım ederek aile ilişkilerini daha güçlü kurmak üzerine odaklaşan bir program hazırladılar, Proje üç grup yaklaşımlarının etkisini denediler. (Achievement Lotivation Program AMP) başarıyı teşvik programı, Parent Effectiveness Training (PET) Anne-Baba Etkisi Eğitimi ve Discussion Encounter Group (DEG) (Konu Karşılaştırma Grubu) incelemeye öncülük eden iki yıllık bir pilot programı üçününde istenilen tavır ve davranış değişikliklerine yol açmak için güce sahip olduklarını göstermişti. ANP seminerleri her bir kişinin heyecan, kelime becerileri ve başkalarıyla ilişki kurma yetenekleri gibi güçleri üzerinde yoğunlaşır. Katılanlar bireysel keşif ve grup desteği sayesinde güçlerini artırırlar. PET disipline anne baba ve çocuk arasındaki çatışmaların bir şekli olan disipline bir yaklaşım getirir. Anne baba duygularını başkalarına iletme ve dinleme sanatını öğrenir ve uygularlar. Çocuklarla çalışmada hoşgörüye sertliğin etkileri incelendi. Bu durumda değişik bir metot (problemi karşılıklı çözme) tanıtıldı ve uygulandı. DEG anne babanın saat belirleme, çalışma alışkanlıkları, kılık kıyafet ve tavırlar gibi konular hakkında doğrudan doğruya duygularını ifade edeceği tartışma ve karşılaşmayı kullanırlar duygularını ifade edeceği tartışma ve karşılaşmayı kullanırlar. Bu üç metottan biriyle eğitilmiş kişiler grup liderleriydiler. Metotlar anne babalara açık bir toplantıyla açıklama ve sonra katılım için evlere yazılı davetiyeler gönderildi. Cevaplayanların hepsi gruba atandılar. Sonbahar, kış ve bahar (her biri üç grup yaklaşımlarını içeren) dizileri yürütüldü. Herbir grup sekiz haftalık süre zarfında haftada üç saat toplandılar. Çeşitli vasıtalar (gereçler) aileyle ilgili değerlendirme için kullanıldı ve daha sonraki akademik yılda karşılaşa gruplar yıl içinde daha önceki toplantılar için kontrol gupları olarak hizmet ettiler. Başlangıçta, gruplar makul olarak iyi karşılaşmış gözüktü. Bulgular ---- ve --- gruplarının çoğunluğundan gelişmiş kendi görüş ortaya çıktığını ancak bunun DEG için doğru olmadığıydı. Hem PET hem de AMP gruplar anne babaların gruplara katılışlarına yol açan alanlarda önemli bir ilgi azalması gösterdiler. Bütünüyle, iki PET grubu en büyük değişikliği gösterdiler. (38 nokta azalması) Bütün gruplar için sonuçlar, PET ve AMP’nin DEG’den daha etkili metotlar olarak gösterdiler. PET grubu grup tecrübesiyle çoğunu sağladı. Bunun yanısıra son değerlendirmeler bütün katılanların kurslardan memnun olduklarını bildirildiğini gösterdiler.
Okul ve aile ocağı tabiyki çocukların yaşamlarında en güçlü iki güçtür. Bu ikisinin gücü eğer yetkili okullar genci rahatsız eden faktörleri azaltmak ve zaten istenilmeyen davranışlar gösteren çocukları iyileştirmek için ailelerle ortak olarak çalışırlarsa önemli ölçüde artırılabilir. Okullar gence rehberliği getiren merkezi bir yer işgal eder. Onlar her çocukla belli bir süre yakın ve sürekli temaslara sahiptirler ve uyumlu ve faydalı vatandaşlar olmaları için olara yardım etmek önemli hedefine sahiptirler. Okullar gerçekte bütün çocukları kaydettikleri için ve danışmalar gençler ve problemleriyle uğraşmak için eğitildikleri için, onlar genç rehberliği ve gelişmesi ile ilgili hiçbir sosyal büronun sahip olamayacağı taktiksel bir avantaja sahiptirler. Bunun yanısıra okulun genç insanlarla ilgilenen pek yok bürodan sadece biri olduğu bilinmelidir.

Anne babalar ve okul rehberlikle ilgili olduğu için hiçbirinin rehberlik için etkili detaylı bir plan hazırlamayı bağımsız olarak hazırlamayı beklememeleri gerekir. Etkili bir program ancak ortaklaşa planlama ve üstlenilen faaliyetler olduğu koşullarda ortaya çıkacaktır. Ortaklar katılım sözleşmeleri zorunlu olarak yavaş olabilir, ancak daha gerçek ve kalıcı çözümlere yol açacaktır.

Rehberlik hizmetleri anne babalara onların çocuklarıyla ilgili planlarında ve aşırı beklentiler ve kararların sonuçlarında daha iyi bilgilendirecek mesleksel bilgileri sağlayabilir. Danışmanlar fiziksel ve duygusal yüzünden özel dikkate ihtiyaç duyan çocuklara yardım eden özel topluluk büroları ve organizasyonlarının yardımını sağlamada anne babalara yardım edebilirler. Anne babalarla danışma sayesinde, danışman anne-baba ilişkilerini ve çocuk üzerindeki etkisini daha iyi anlamalarına ve değerlendirmelerine yardım edebilir. Danışmanlar öğretmenler ve anne babalar arasında bir bağ olarak hizmet verebilir. Kesinlikle modern okullarda danışmanların rol alışı ve onların kişilik için önemi okul aile ilişkilerinin gelişmesi umudunu taşıdı.
Özet olarak anne-babaları okul ve topluluk arasındaki ilişkinin ilerlemesi rehberlik sürecinin aşırı derecede önemli bir sürecidir. Çünkü daha iyi karşılıklı anlayış ve her birinin yapabildiğinin mesele olmadığı desteği geliştirmek için ihtiyaç vardır.

Sorunlar
Okuyucu burada daha önceki bölümlerden farklı şekillerde sunulmuş iki sorunu (konuyu) not edebilir. (Bu ifadenin mantıksal paralelinde okuyucu küçük bir not alacaktır, uzun değil). Bu ayırım yapıldı, çünkü iki sorun danışmanlar ve idareciler, danışmanlık ve disiplin arasındaki ilişki tartışmasının mantıkı uzantılardır.
Sorun Danışmanın rolü, öğrenci savunmasına katılmak kaçınılmaz olarak danışmanı okul idarecileriyle çatışma içine iter.


Tartışma:
İdarecilerle çoğu onların başlıca sorumluluklarını bir kurumun yeterli çalışmasını korumak ve teşvik etmek olarak algılarlar. Pek çoğu sakin ve çatışma olmayan bir sistemi işletmekle eşittir. Açıkça bu, insanlardan oluşmuş ve onlara hizmet için tasarlanmış bir sistem içinde nadiren ulaşılan bir idealdir. Çoğu danışmanlar (okulun sosyal sistemi içerisinde) rollerini kişilik kazandırmak olarak algılarlar. Küçük bir sorun gibi görünse de bu ilgi algılama gelende çatışır. Sürtüşmenin bu bariz temelinin varlığı kabul edilirse en önemli sorun bu çatışmaların nasıl idare edileceği ve çözüleceğidir.

Gerçekten de, bu ikisi gibi farklı felsefi (düşünsel) ve işlevsel görüş açıları varsa, bunların etkisi iyi işlevselleşmiş sosyal bir sistem içerisinde önemli bir amaç farklılıklarının bilincinde ancak sistemin bir bütün olarak ulaşmayı amaçladığı şeyi yerine getirmek için hep beraber çalışabilen personelle hedeflerini sağlamak olduğunu anlamakla azaltılmalıdır. Bu ikilem için hiçbir büyülü çözüm yoktur. Bir bütünün parçası danışmanlar ve idareciler kurumun iyiliği için bireyi kurban etmeyen veya tersine bir bireyin bencil çıkarlarına hizmet vermek için kuruma zarar vermeyen çözümleri bulmak için beraber çalışabilirler. Danışmanlar ve idareciler arasındaki açık ve dürüst tartışma sorunlar ortaya çıktığı zaman makul bir dengeyi korumakta temeldir. Danışmanlarla ve idarecilerin genelde politika ve iş görüşmeleri zamanında bu konu hakkında okulun durumunu belirlemekte başarısız oldukları not edilebilir. Belki de bazı danışmanların daha çok karşı oldukları kurumsal politikayı eleştirirken ve ondan şikayet ederken aktif savunmadan kaçma eğilimidir.
Sorun ---disiplin görevlerinde yer almak danışmanın etkinliğini yıkar.

Tartışma:
Bu konunun bir önceki tartışmasında belirtildiği gibi bu belki de bu alandaki en uzun süren sorundur. Pek çok araştırmanın yaklaşık olarak danışmanların % 75’inin doğrudan doğruya disiplinden sorunlu olmadıkları bildirdiği doğruyor pek çok okul bu sorunu çözdü. Sorumlu yetişkinler olarak danışmanların yetişkin müdahalesi gerektiren durumlara denk geldikleri zaman aracılık görevinden asla kaçmayacağı bir gerçektir. Gerçekten de danışmanların çoğu sınıflar arasındaki koridorlar girmekten kaçınmayı çabucak öğrenir. Sadece büyük bir tehlikede girilecek tuvaletleri çabucak keşfettiği gibi” (aynı zamanda).
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: